|

Yesüken
"Yesüken" sözcüğü, Urkun (Orhun) Türkçesi olup, "yasaya bağlı,
yasadan yana olan" demektir. Başka Türkçe lehçelerde aynı anlam "Yasagay, Yasuga, Yesüge" olarak
ta söylenmiştir.
Hatırlarsınız, Cengiz kağan'ın babasının adı Yesügey' dir. Anlamlı
bir kelime olduğu için "Yabgu" Nihat YİĞİT tarafından bu sözcük
tercih edilmiştir. Yoksa Türk tarihinde "yesuken" adında bir kılıç
sanatı olduğu için değil. Özellikle M.S. 6 yüzyıl ve öncesinde kılıç
sanatıyla ilgili belgeler bulunmamaktadır. Bu sonuç, Türklerin
kendisine ait kılıç sanatı olmadığı anlamına gelmez. Sadece kayıt
altına alınmamış, ama göreceli olarak kılıç talimleri, kılıç
kullanmayla ilgili eğitimler verilmiştir. Olmasaydı, Türklerin
zaferlerle dolu bir tarihi olmazdı. "Yabgu" Nihat YİĞİT özellikle,
Türk kılıç sanatı oluşturma çalışmalarında, M.S. 6.yüzyıl ve öncesi
kılıç biçimini seçmiştir. Malumunuzdur ki, 6.yüzyıl ve öncesi
tarihimiz hep muamma kalmıştır.
Yesüken'de kullanılan kılıç seçimi aşağıdaki araştırmadan
dolayıdır.
Elli yıl önce, Kuzey Sibirya bölgesinde, İrtiş
ırmağı kıyısında Zevakino köylüleri, Türklerin ‘’kurgan’’ adını
verdiği bir mezarda, sonradan uzmanlar tarafından
yapılan karbon 14 metodu
incelemesinde, yaşının 1400 küsur yıl
olduğu tespit edilen Türk yapımı bir
kılıç buldular.
Kılıcı bulan genç Kazaklar, kılıcın hiç
aşınmadığını ve bir keresinde bir samuray
kılıcını ikiye böldüğünü şaşkınlıkla
gördüler.Bu olay üzerine Moskova Tarih
Enstitüsü’nden ekspertiz istediler.Yapılan
inceleme sonucunda kılıcın ‘’bulat’’ adı verilen, Altay Türk demirci
ustaları tarafından kullanılan çelik
döküm tekniği ile yapıldığı anlaşıldı.
İncelemeyi
yapan uzman Kirsanov;
‘’Sonuçta, kılıcın 6'ncı yüzyıl
sonlarında Orta-Asya'nın Altay bölgesinde yaşayan Türk boylarının
demirci ustalarının elinden çıktığına
kanaat getirdik’’ dedi. İncelemeyi yapan bir diğer uzman
Çarikov ise;
‘’Kılıç, tarihte Türk boylarının
dünyanın en iyi silah tekniğine, en iyi silah ustalarına sahip
olduğunu kanıtlıyor.
Altta görülen kılıç, bulunan orijinal Türk kılıcıdır.



Urungu (Ahşap talim, eğitim kılıcı)
Yesüken'de kılıç talimleri "Urungu" denilen, ahşap
talim kılıcıyla yapılır...Aşağıda görülen bir urungudur.


"Yabgu" Nihat Yiğit şöyle
diyor,
"Mesleğim olan savaş sanatlarında Türklerin
kendilerine ait savaş sanatı ve kılıç sanatı olmayışı şahsımı hep
üzmüştü. Mesleki alanımda Türk kavmine hizmet etmeye, yararlı işler
yapmaya gayret etmeye çalışan biriyim...Uluslararası alanda, savaş
sanatlarına sahip Başka milletlerle Türk kavminin de rekabet içinde
olması, atalarımızın yaptığı gibi, Türkün adının dünyada layık
olduğu yere gelmesi amacımızdır, başka bir gayemiz yoktur. Ayrıca,
Türk tarihindeki değerleri, kavramları tekrar yaşatmak ve
güncellemek arzumuzdur."

KILIÇ
Kılıç,
çağımızın günlük hayatında nerede durursa dursun bir silahtır.
Özellikle, gerçek, erdemli, adaletli savaşçıların elinde faklı bir
anlama sahiptir. Türklerde kılıç kınından Tanrı (Tengri) adaletini
yeryüzünde yaşatmak, vatanı savunmak, namusun bekçiliğini yapmak
için kınından çıkar.
Kılıç, savaşçı ile bütünleşmiş, savaşçının bir uzvu
haline gelmiş bir araçtır. Türk töresinde “at, avrat, silah”
deyişinin ayrı bir yeri vardır. Bu üç öge önemlidir, başkalarıyla
paylaşılmaz. At, Türk savaşçısının yol dostu, savaşta yareni, ruhen
birbirleriyle bütünleştikleri bir can dostudur. Avrat, Türk
savaşçısının namusu, kalplerinin birbirine destek verdiği, sadakatin
ölümüne ortaya konduğu, ömür yolculuğunda sevgiyle el ele, gönül
gönüle beraber yüründüğü can yoldaşıdır. Aile olmayı sağlayan, anaç
özelliği ile saygıdeğer bir varlıktır. Tanrı’nın erkeğe emanetidir.
Silah ise bir savaşçının hayatta kalmasını sağlayan önemli
uzuvlarından biridir. Silaha sahip olanın başka silahlarla da
donanımlı olması gerekir ki, elinde tuttuğu zahir kılıca mana
yükleyebilsin. Bu silahlar şunlardır.
1
– Tanrı’ya inanır ve O’nun rızası için çalışır.
2 - İlim peşinde koşar, her öğrendiği yeni bilgide amil olur.
3 – Ahrete ve hesap gününe inanır.
4 – Kaderine razı olandır.
5 – Merhamet sahibidir.
6 – Kendi rızası için amil değildir.
7 - Nefsine düşman kalbine dosttur.
8 – Kin ve öfkeye sırtı dönüktür.
9 – Dünya arzuları peşinde koşmaz, ölümü sıkça hatırlayandır.
10- “Savaşçının yolu”nu iyi bilendir.
Silahı tutan emin bir elin kalbi ancak böyle bir kalptir ve Yesüken
kılıcını veya urunguyu tutmaya layıktır.
Silah Türk töresinde, erkişi elinde bir değerdir ve
anlamı vardır. Silahla oyun olmaz, kılıç anlamsız kınından çıkmaz,
başkasına verilmez. Yesüken’de kılıç eğitimleri “urungu” ile
yapılır. Ahşap olan urungu, kılıça verilen aynı değerdedir. Urunguya
bir tahta, ahşap gözüyle bakılmaz, başkasına verilmez, herhangi bir
yerde unutulmaz, oraya buraya konulmaz. Yesüken’de başarılı olmanın
yolu urunguya bir ağaç gözüyle değil, bir silah gözüyle bakılması ve
değer verilmesi ile mümkündür. Urunguyla bütünleşmek, onun bir
uzvumuz haline gelebilmesi için bu bakış açısı ön koşuldur.
Eğitimlerde urungusunu unutan kişiye talim yapması için urungu
verilmez. Bir tahta parçası neden bir silahtır? Ehilin biri şöyle
demiş: “Kılıcın kesmesi keskinliğinden midir? Hayır, Tanrı dilediği
için kılıç keser. Eğer Tanrı dilemezse kılıç kesmez.” Hz.
İbrahim’i ateşin yakmadığı gibi, Tanrı dilemezse kılıç da kesmez.
Eğer mantık yürütürsek evet iyi bilenmiş bir çelik kılıç kesicidir.
Ateş yakıcıdır. Lakin yeryüzünde zerre küçüklüğünde ne varsa
Tanrı’nın hükmüne göre hareket eder.
Oysa biz
gözlerimizle gördüklerimizde akıl ve mantık yürüterek, Tanrı’nın
hüküm ve otoritesini unutuyor, kılıcın kesmesini, oluşturulduğu
madeninden, keskinliğindendir diye sonuç çıkarıyoruz. Tanrı hüküm
verip keskin kılıç kesmediğinde, ateş yakmadığında, uçurumdan düşüp
insan ölmediğinde mucize olarak nitelendiriyoruz.
Sonuç, Tanrı dilemedikçe kılıç kesmez, ateş yakmaz. Tanrı dilerse
ağaçtan yapılmış urungu bile insanı keser ikiye böler. Urungu bir
yesüken alpının uzuvlarından biri olmalıdır.
Eğitimlerde, öğrencilere "Boşkut" denir. Yani boş, işlenmemiş, kutlu
insan anlamını taşır.
Boşkutlar birbirine “Koldaş” diyerek hitap ederler.
Eğitimlerde atak yapan boşkuta “Sülek”, atağı karşılayan
boşkuta “Savungan” denir. Teknik
yapmaya hazırlanma durumuna ise “Salgur” denir. Atak
tekniklerine "Çal", savunma tekniklerine ise "Korgavuş"
denir...örneğin "Tulga Çal","Tübek Korgavuş" gibi. Yarışmalarda yenen
boşkuta “Utar”, yenilen boşkuta ise “Çayen” denir. Tüm
kavramlar, "Kavramlar Bütünü" listesinde anlamlarıyla yer
almaktadır.
Boşkut (Boşgut)
:Yesüken’de
eğitim gören tüm öğrencilere “BOŞKUT” denir. Boşkut, Urkun Türkçesi
olup, öğrenci, şakirt demektir. Boşkut sözcüğü, Boşgut olarak da
yazılır ve söylenir. Yani “BOŞ” olan eğitilmemiş insanı “KUT” lu
kılmak demektir. Bir insan ne ile kutlu kılınır? Ancak bilgi ile
ilim ile kutlu kılınabilir. Bu sorumluluk ise “BOŞKUR” ların,
“UYDAŞI” ların ve “ATABAY”ların işidir.
Boşkur : Eğitilmemiş boş, saf insanları eğitirler. “KUR”
sözcüğü, düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme demektir. Eğitilmemiş
insanlar bilgi ile, talimler ile bir sıradüzene (disipline) sahip
kılınırlar. Yesüken’de Tigin eğitim süresi içinde düzenlenen Boşkur
sınavlarına katılarak, kazanılması durumunda “Boşkur Tigin” olurlar.
Bu unvan ile kendi seviyelerinin altındaki boşkutlara eğitim
verebilirler.
Uydaşı (Uydaçı) :
Uydaşı, mürşid, yol gösteren, öğretmen demektir. Yani bir
anlamda uyulan kişi anlamını taşır, Urkun Türkçesi bir sözcüktür.
Boşkur Tigin olup, Şad dönemine gelen kişi, düzenlenen Uydaşı
sınavına girer, kazanması durumunda “Uydaşı Şad” ünvanını alır ve
kendi seviyesi altındaki Boşkur Tiginler de dahil olmak üzere tüm
boşkutları eğitir.
Atabay :
Lala, beybaba. Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren
kişilere verilen bir unvana Atabay denir. Atabay sınavlarına
girebilmek için Yabgu eğitim dönemi içinde olmak gerekir. Atabay
sınavlarına girebilmek için sırası ile Boşkur Tigin, Uydaşı Şad
olmak zorunludur. Eğitimci sıradüzeninde en üst seviye “Atabay
Yabgu” seviyesidir.
SIRADÜZEN ;
Alpar (Ak çapan) :
Yesüken’de başlangıç
eğitim dönemidir. Bu dönemde boşkutlar yukarıdaki akçapanı giyerler.
Alpar (Akçapan) Ögredik sabakı süresince 2 dönem vardır. 1.ne Tulgar
dönemi denir ki, bazı ögrediklerin başında “Tulgar” adı
kullanılmıştır. 2.sine ise “Koman”
denir ve bazı ögrediklerin
başında kullanılır.
Alpar Ögredik döneminde boşkutlar,
Saf, temiz duygular içinde merak sürelerini yaşarlar.
Alpar olan boşkutlar, Neden? Niçin? sorularından ziyade, temiz bir
teslimiyetle kendilerine gösterilen irtişleri (kabiliyet, teknik)
kararlılıkla, usanmadan yapma çabası içinde olurlar. Kuramsal
bilgileri gerek alplık okulu içinde, gerekse sosyal hayatlarında
şiar edinirler.
Alpar
(Akçapan) dönemi yaklaşık 1 ile 1,5 yıl arası süren bir dönemdir. Bu
dönemde temel unsurlar öğretildiğinden devamlılık boşkutun
yeteneklerini geliştirmesi açısından çok önemlidir. Derslere
istikrarsızlık boşkutun gelişmesini geciktirecek, hatta gerilerde
kalmasına neden olacaktır.
Yaş sınırı :
Alpar eğitimi en küçük 12 yaş ve üzeri yaşlarda başlar. 12 yaş
altındakiler kılıç sanatına başlayamaz.
Yılpagut (Alçin
çapan) :
Yılpagut (alçin
Çapan) Ögredik sabakında boşkutlar alçin çapan giyerler.
Şiddet, enerji, sertlik, dayanıklılık, güç,
atılganlık boşkutların bu dönemde hissettiği duygulardır. Fiziksel
dayanıklılığın, kuvvetin ve kılıç irtişlerinin boşkuta güven
kazandırdığı bir dönemdir.
Boşkut
bu dönemde, gerçek gücün ve sahibinin kim olduğunu kuramsal olarak
öğrenir. Gücün salt antrenmanlarla elde edilen olmadığını, gücün
manada gizli, örtülü olduğunu, mananın ise kalp ile kavrandığını,
kalbin ise Tanrı’ya dönük olduğunu idrak etme çabası içinde olur.
Fiziksel gücün ve bu güce inancın, olağan durumlarda ancak gösteri
aracı olabileceğini lakin, olağanüstü durumlarda inançsız ve manayı
kavramayan kalbin fiziki gücü desteklemediğini ve bundan dolayı
acizliği, güçsüzlüğü kuramsal olarak beller.
“Güç”,
Allah’ın kendisidir ve Allah gücünden ancak dilediğine destek verir.
Bu destek de sadece kendisine yakın olan, adil, tevazu sahibi, yüzü
dünyaya dönük olmayanlara olacaktır. Bu tür kişiler de “herkişi”
olmayıp, sadece savaşçı olan “erkişi”lerdir.
Bu dönemde hissedilen
“şiddet” nefse karşıdır. “Enerji”, nefse karşı verilen
savaşta ruhun, imanın halidir. “Sertlik”, nefse tavizsiz
olmaktır. “Dayanıklılık” nefsin tüm oyunlarına karşı
koyabilmede kararlılıktır. “Atılganlık” cahillikten kurtulma
çabasıdır.
Alpagut (Gökçin
Çapan) :
Bu Ögredik döneminde boşkutlar, durgunluk, sadelik,
öze dönüş, dikkat, itina duygularıyla kendilerini gösterirler.
“Durgunluk”, kişinin nefsini ve kendisine karşı oynadığı
oyunları tanıma noktasında sükunettir. “Öze dönüş”, yaradılış
gayesinin farkında olarak amil olmaktır. “Dikkat”, zairi
(açık) ve “Batıni” oyunlarına karşı duruştur. “İtina”,
kararlılıkta zaafa düşmemektir.
Tigin (Sarı Çapan) :
Bu eğitim
döneminde boşkutların eğitimci olabilmesi için sınavlara girer,
kazanırlarsa, “Boşkur Tigin” olur. Alpar, Yılpagut ve Alpagut
seviyelerindeki boşkutları yetiştirebilirler. Bu dönemde boşkutlar
artık, aydınlık, sabır, ustalık duygularıyla tevazu içinde hareket
ederler.
“Aydınlık”, Allah yolunda kalbin hür olmasıdır.
“Sabır”, savaşçının yolunda yürüyebilmektir. “Ustalık”,
Yesüken’de irtişlerin (yeteneklerin) olgunlaşmasıdır.
Yaş
sınırı :
Boşkur Tigin olabilmek için Tigin olup, 22 yaşında
olmak gerekir. Eğer 22 yaşından küçük ise, eğitimine devam eder.
Yaşını doldurana kadar Şad dönemine katılabilir lakin Yabgu dönemine
katılamaz. Yaşını doldurduktan sonra Şad ünvanına sahip olmuş olsa
bile önce Boşkur sınavına girer kazanırsa “Boşkur Şad” olur. Boşkur
Şad olarak en az 2 yıl bekler. Bu arada Yabgu dönemi eğitimine de
başlar. Süresini doldurduktan sonra Uydaşı sınavına girer kazanması
durumunda “Uydaşı Şad” olur.

Boşkur Tigin olan kişi çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı
takar.
Şad (Kara Çapan) :
Bu eğitim
dönemine Boşkur Tigin olarak geçebilmişse, Uydaşı sınavlarına girer
kazanırsa “Uydaşı Şad” olur. Tigin seviyesine kadar
eğitebilir. Eğer Boşkur tigin olamamış sadece Tigin olarak bu eğitim
dönemine geçiş yapmışsa Uydaşı sınavlarına giremez.” Boşkur olduktan
sonra ancak Uydaşı sınavlarına girer. Eğer Boşkur sınavlarına girer
ve kazanırsa “Boşkur Şad” olup “Uydaşı Şad”ın yardımcısı olur. Daha
sonra da Uydaşı sınavlarına girmeye hak kazanır, kazanırsa “Uydaşı
şad” olur. Eğitimci olmak bir tercihtir. Bazı boşkurlar eğitimci
olmak istemeyebilirler. Yabgu eğitim dönemine geçiş yapıp, yabgu
döneminin eğitimlerini de görebilirler. Ama Yabgu olamazlar. Yabgu
yetenek ve bilgisine sahip olmasına rağmen Şad ünvanında kalırlar.
Bu dönemde boşkurlar, genişlik, heybet, istikamet
duyguları içindedirler. Lakin, bu duygular asla kibir ve gururu
beslemez, tersine tevazuda yükselirler.
“Genişlik”, kaderine razı
olmak, istikbal ve dünyalık kaygılarından kurtulmaktır. “Heybet”,
her şeyi Yaratan’ dan ötürü sevmek, kin ve öfkenin kapısını
kapatmak, kibir ve gururun gizlisini de terk etmektir.
“İstikamet”, ölüme hazırlıklı olmak ve gereğini yapmaktır.

Uydaşı Şad olan kişi
çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı takar.
Yabgu (Kara Çapan omuzlar
gökçin) :
Yabgu’lar
çoksa bir baş yabgu seçilir. Bu baş Yabgu’nun ünvanı “Talay
Yabgu”dur. Yabgu döneminde sınavlara girer kazanırsa “Atabay
Yabgu” olur. Kazanamadıysa “Uydaşı Yabgu” olarak kalır. “Talay
Yabgu” seçimlerine katılamaz. Eğer Yabgu’luğa kadar gelmiş, bu süre
içinde Boşkur, Uydaşı sınavlarına katılmadıysa, Yabgu olamaz lakin,
Yabgular arasında en sonda daima yerini alır. Sıradüzen aşağıdaki
gibidir. Bu dönem boşkurlara, küçülme, daralma, tevazu, kalbi
teslimiyet, fakirlik, uyanıklık duygularını yaşatır.
“Küçülme”,
Allah’ın varlığı karşısındaki durumunu idraktir. “Daralma”,
Allah’ın bilgisi karşısında bilgisizliğidir. “Tevazu”, “ben”
demeyi terk etmektir. “Kalbî teslimiyet”, “Sensin (Allah)”
demektir. “Fakirlik”, kaderine razı olup, gelene şükür
etmektir. “Uyanıklık”, karşılaştığı her ne olursa doğru
soruyu sorup, doğru yanıtı alabilme erdemidir. Duydukları,
gördükleri ne varsa kalbî sorgulamak. Ne söyleyeceğini bilmek.
Yaş sınırı:
“Atabay Yabgu” sınavlarına girebilmek için 30
yaşından gün almış olmak gerekir. “Talay Yabgu” seçimlerine
girebilmek için de “Atabay Yabgu” olup, bu derecede 35 yaşından gün
almış olmak gerekir.
Atabay Yabgu olan
kişi çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı takar.
Talay Yabgu (Ak Çapan omuzlar kara) :
En üst sekmen (seviye, mertebe) dir. Zıtlıkların
birliğidir. Ak içinde kara, karanın içinde ak vardır.
Talay Yabgu, bir eğitim dönemi değildir. Atabay
Yabgu’lar arasından seçilen bir büyüktür. Seçimle belirlenir. Seçim
gizli oy ile yapılır.
Talay Yabgu olacak kişilerin özellikleri şunlardır;
1 – Bildiği ile amil kişidir. Alimdir.
2 – Kötülüğe iyilikle karşılık verir. Rahmet sahibidir.
3 – Zulüm edeni af eder. Merhamet sahibidir.
4 – Mahrum edene verir. Cömerttir.
5 – Kusurlamaz, hatalamaz. Adildir. Yargıç değildir.
6 – Dünyalıklar peşinde değildir. Kaderine razı olandır.
7 – İntikam alıcı değildir. Af edicidir.
8 – Sükut sahibidir. İlim peşinde koşar.
9 – İstikbal kaygısı yoktur. Emellerden ve hayallerden uzaktır.
10- Kendi rızası peşine düşmüş değildir. Allah rızası için amil olandır.
11- Yesüken’de yüksek irtişe (yeteneğe) sahiptir.
Bu özellikler anlatılmaz. Kalbin hür oluşu zairde de
görülebilirdir. Ölümü çokça hatırlayan kişi sözünden değil,
amelinden belli olur. Çünkü gereğini yapma çabasındadır. Bu
görülebilirdir.
Talay Yabgu olmak için aday olunmaz. Atabay Yabgular bir araya
gelir ve tercihlerini bir kağıda yazarak seçim kutusuna atarlar. Oy
kullanan atabay yabguların üçte ikisinin seçtiği kişi "Talay Yabgu"
olur. Kimlerin kim için oy kullandığı sandık açıldıktan sonra belli
olur.
Seçimlerin kontrolü, sandık sorumlusu, Uydaşı Şad’lardan
oluşturulacak 5 kişilik komisyon gurubuna aittir.
Eğer seçim sonrası, Talay Yabgu seçilemez ise, 1 yıl beklenir. 1
yıl sonraki aynı ay ve tespit edilecek tarihte tekrar seçim yapılır.
Seçimler öncesi, politikada olduğu gibi, kulis faaliyetleri, seçim
ön hazırlıkları gibi çalışmalar yapılmaz. Yapan Atabay Yabgular
seçime katılamazlar.
Seçilen Talay Yabgu, atabay yabgular arasından 2 yardımcı tayin
eder. Bu iki yardımcı en çok oy alan 2 kişidir. Bu yardımcılardan
biri “Toksug (Doğu) Atabay Yabgu”, bir diğeri ise “Batsug (Batı)
Atabay Yabgu” olur. Toksug Atabay Yabgu’ya, Toksug Başad, diğerine
ise Batsug Başad denir.
Seçimden sonra tüm Boşkur Tiginler, Uydaşı Şadlar ve Yabgularla,
Atabay yabgular Bıçkas törenine katılırlar. Bıçkas töreninde kurt
başlı kılıç Talay Yabgu'ya emanet edilir. Kurt başlı kılıç eski
Talay Yabgu tarafından yeni Talay Yabgu'ya verilir. Talay Yabgu ilk
kez seçilecek ise, ilk Atabay Yabgu olan kişi tarafından verilir.
Eğer ilk Atabat Yabgu olan kişi Talay Yabgu seçilmişse, 2.nci Atabay
Yabgu tarafından Talay Yabgu'ya törenle emanet edilir. Kılıç emanet
etme töreni şöyle yapılır ; Seçilen Talay Yabgu'nun sağ önüne Atabay
Yabgular, sol önüne ise Uydaşı Şad ve Boşkur Tiginler dizilirler.
Kılıcı verecek olan Atabay Yabgu bu koridorun içinden geçerek Talay
Yabgu'nun önünde sağ diz üzerine çöker ve kılıcı uzatır ve şöyle der
;
- "Yesüken'in sadık alplarından size emanettir."
Talay Tabgu kılıcı alırken ;
- "Kılıç ve özüm de Allah'tan emanettir." Der ve kılıcı beline
takar. Kılıcı veren Atabay Yabgu ise 9 geri adım gider.
Hep beraber kıbleye dönerek BIÇKAS yaparlar.
| |
Alpar
(Ak Çapan)
Omuzlar Alçin |
| |
Yılpagut
(Alçin Çapan)
Omuzlar Gökçin |
| |
Alpagut
(Gökçin Çapan)
Omuzlar Sarı |
|
 Boşgur Tigin |
Tigin
(Sarı Çapan)
Omuzlar Kara |
|
 Uydaşı Şad |
Şad
(Kara Çapan)
Omuzlar Sarı |
|

Atabay Yabgu |
Yabgu
(Kara Çapan)
Omuzlar Gökçin |
| |
Talay
Yabgu (Ak Çapan)
Omuzlar Kara |
 |
|