Ana Sayfa


 Yesüken 2009

               
        
Yesüken

        "Yesüken" sözcüğü, Urkun (Orhun) Türkçesi olup, "yasaya bağlı, yasadan yana olan" demektir. Başka Türkçe lehçelerde aynı anlam "Yasagay, Yasuga, Yesüge" olarak ta söylenmiştir. Hatırlarsınız, Cengiz kağan'ın babasının adı Yesügey' dir. Anlamlı bir kelime olduğu için "Yabgu" Nihat YİĞİT tarafından bu sözcük tercih edilmiştir. Yoksa Türk tarihinde "yesüken" adında bir kılıç sanatı olduğu için değil. Özellikle M.S. 6 yüzyıl ve öncesinde kılıç sanatıyla ilgili belgeler bulunmamaktadır. Bu sonuç, Türklerin kendisine ait kılıç sanatı olmadığı anlamına gelmez. Sadece kayıt altına alınmamış, ama göreceli olarak kılıç talimleri, kılıç kullanmayla ilgili eğitimler verilmiştir. Olmasaydı, Türklerin zaferlerle dolu bir tarihi olmazdı. "Yabgu" Nihat YİĞİT özellikle, Türk kılıç sanatı oluşturma çalışmalarında, M.S. 6.yüzyıl ve öncesi kılıç biçimini seçmiştir. Malumunuzdur ki, 6.yüzyıl ve öncesi tarihimiz hep muamma kalmıştır.
 
   Yesüken'de kullanılan kılıç seçimi aşağıdaki araştırmadan dolayıdır.

 Elli yıl önce, Kuzey Sibirya bölgesinde, İrtiş ırmağı kıyısında Zevakino köylüleri, Türklerin ‘’kurgan’’ adını verdiği bir mezarda, sonradan uzmanlar tarafından yapılan karbon 14 metodu incelemesinde, yaşının 1400 küsur yıl olduğu tespit edilen Türk yapımı bir kılıç buldular. Kılıcı bulan genç Kazaklar, kılıcın hiç aşınmadığını ve bir keresinde bir samuray kılıcını ikiye böldüğünü şaşkınlıkla gördüler.Bu olay üzerine Moskova Tarih Enstitüsü’nden ekspertiz istediler.Yapılan inceleme sonucunda kılıcın ‘’bulat’’ adı verilen, Altay Türk demirci ustaları tarafından kullanılan çelik döküm tekniği ile yapıldığı anlaşıldı.
     İncelemeyi yapan uzman Kirsanov;
‘’Sonuçta, kılıcın 6'ncı yüzyıl sonlarında Orta-Asya'nın Altay bölgesinde yaşayan Türk boylarının demirci ustalarının elinden çıktığına kanaat getirdik’’ dedi. İncelemeyi yapan bir diğer uzman Çarikov ise;
‘’Kılıç, tarihte Türk boylarının dünyanın en iyi silah tekniğine, en iyi silah ustalarına sahip olduğunu kanıtlıyor.
 
  Altta görülen kılıç, bulunan orijinal Türk kılıcıdır.

 
 
 
   Urungu (Ahşap talim, eğitim kılıcı)
 

    Yesüken'de kılıç talimleri "Urungu" denilen, ahşap talim kılıcıyla yapılır...Aşağıda görülen bir urungudur.

 

 
       "Yabgu" Nihat Yiğit şöyle diyor,
       "Mesleğim olan savaş sanatlarında Türklerin kendilerine ait savaş sanatı ve kılıç sanatı olmayışı şahsımı hep üzmüştü. Mesleki alanımda Türk kavmine hizmet etmeye, yararlı işler yapmaya gayret etmeye çalışan biriyim...Uluslararası alanda, savaş sanatlarına sahip Başka milletlerle, Türk kavminin de rekabet içinde olması, atalarımızın yaptığı gibi, Türkün adının dünyada layık olduğu yere gelmesi amacımızdır, başka bir gayemiz yoktur. Ayrıca, Türk tarihindeki değerleri, kavramları tekrar yaşatmak ve güncellemek arzumuzdur."
  

   

KILIÇ
          
Kılıç, çağımızın günlük hayatında nerede durursa dursun bir silahtır. Özellikle, gerçek, erdemli, adaletli savaşçıların elinde faklı bir anlama sahiptir. Türklerde kılıç kınından Tanrı (Tengri) adaletini yeryüzünde yaşatmak, vatanı savunmak, namusun bekçiliğini yapmak için kınından çıkar. Kılıç, savaşçı ile bütünleşmiş, savaşçının bir uzvu haline gelmiş bir araçtır. Türk töresinde “at, avrat, silah” deyişinin ayrı bir yeri vardır. Bu üç öge önemlidir, başkalarıyla paylaşılmaz. At, Türk savaşçısının yol dostu, savaşta yareni, ruhen birbirleriyle bütünleştikleri bir can dostudur. Avrat, Türk savaşçısının namusu, kalplerinin birbirine destek verdiği, sadakatin ölümüne ortaya konduğu, ömür yolculuğunda sevgiyle el ele, gönül gönüle beraber yüründüğü can yoldaşıdır. Aile olmayı sağlayan, anaç özelliği ile saygıdeğer bir varlıktır. Tanrı’nın erkeğe emanetidir. Silah ise bir savaşçının hayatta kalmasını sağlayan önemli uzuvlarından biridir. Silaha sahip olanın başka silahlarla da donanımlı olması gerekir ki, elinde tuttuğu zahir kılıca mana yükleyebilsin. Bu silahlar şunlardır.

 1 – Tanrı’ya inanır ve O’nun rızası için çalışır.
 2 -  İlim peşinde koşar, her öğrendiği yeni bilgide amil olur.
 3 – Ahrete ve hesap gününe inanır.
 4 – Kaderine razı olandır.
 5 – Merhamet sahibidir.
 6 – Kendi rızası için amil değildir.
 7 -  Nefsine düşman kalbine dosttur.
 8 – Kin ve öfkeye sırtı dönüktür.
 9 – Dünya arzuları peşinde koşmaz, ölümü sıkça hatırlayandır.
 10- “Savaşçının yolu”nu iyi bilendir.
  Kısacası "Hür kalpli" bir savaşçı olma yolunda çabalar. Silahı tutan emin bir elin kalbi ancak böyle bir kalptir ve Yesüken kılıcını veya urunguyu tutmaya layıktır.

    Silah Türk töresinde, erkişi elinde bir değerdir ve anlamı vardır. Silahla oyun olmaz, kılıç anlamsız kınından çıkmaz, başkasına verilmez. Yesüken’de kılıç eğitimleri “urungu” ile yapılır. Ahşap olan urungu, kılıça verilen aynı değerdedir. Urunguya bir tahta, ahşap gözüyle bakılmaz, başkasına verilmez, herhangi bir yerde unutulmaz, oraya buraya konulmaz. Yesüken’de başarılı olmanın yolu urunguya bir ağaç gözüyle değil, bir silah gözüyle bakılması ve değer verilmesi ile mümkündür. Urunguyla bütünleşmek, onun bir uzvumuz haline gelebilmesi için bu bakış açısı ön koşuldur.  Eğitimlerde urungusunu unutan kişiye talim yapması için urungu verilmez. Bir tahta parçası neden bir silahtır? Ehilin biri şöyle demiş: “Kılıcın kesmesi keskinliğinden midir? Hayır, Tanrı dilediği için kılıç keser. Eğer Tanrı dilemezse kılıç kesmez.” Hz. İbrahim’i ateşin yakmadığı gibi, Tanrı dilemezse kılıç da kesmez.
 

   Eğitimlerde, öğrencilere "Boşkut" denir. Yani boş, işlenmemiş, kutlu insan anlamını taşır.
Boşkutlar birbirine “Koldaş” diyerek hitap ederler.
     Eğitimlerde atak yapan boşkuta  “Sülek”, atağı karşılayan boşkuta “Savungan” denir. Teknik yapmaya hazırlanma durumuna ise “Salgur” denir. Atak tekniklerine "Çal", savunma tekniklerine ise "Korgavuş" denir...örneğin "Tulga Çal","Tübek Korgavuş" gibi. Yarışmalarda yenen boşkuta “Utar”, yenilen boşkuta ise “Çayen” denir. Tüm kavramlar, "Kavramlar Bütünü" listesinde anlamlarıyla yer almaktadır.

  Boşkut (Boşgut) :Yesüken’de eğitim gören tüm öğrencilere “BOŞKUT” denir.  Boşkut, Urkun Türkçesi olup, öğrenci, şakirt demektir. Boşkut sözcüğü, Boşgut olarak da yazılır ve söylenir. Yani “BOŞ” olan eğitilmemiş insanı  “KUT” lu kılmak demektir. Bir insan ne ile kutlu kılınır? Ancak bilgi ile ilim ile kutlu kılınabilir. Bu sorumluluk ise “BOŞKUR” ların, “UYDAŞI” ların ve “ATABAY”ların işidir.

   Boşkur : Eğitilmemiş boş, saf insanları eğitirler. “KUR” sözcüğü, düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme demektir. Eğitilmemiş insanlar bilgi ile, talimler ile bir sıradüzene (disipline) sahip kılınırlar. Yesüken’de Tigin eğitim süresi içinde düzenlenen Boşkur sınavlarına katılarak, kazanılması durumunda “Boşkur Tigin” olurlar. Bu unvan ile kendi seviyelerinin altındaki boşkutlara eğitim verebilirler.

  
Uydaşı (Uydaçı) :  Uydaşı,  mürşid, yol gösteren, öğretmen demektir. Yani bir anlamda uyulan kişi anlamını taşır, Urkun Türkçesi bir sözcüktür. Boşkur Tigin olup, Şad dönemine gelen kişi, düzenlenen Uydaşı sınavına girer, kazanması durumunda “Uydaşı Şad” ünvanını alır ve kendi seviyesi altındaki Boşkur Tiginler de dahil olmak üzere tüm boşkutları eğitir.

    Atabay : Lala, beybaba. Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen bir unvana Atabay denir. Atabay sınavlarına girebilmek için Yabgu eğitim dönemi içinde olmak gerekir. Atabay sınavlarına girebilmek için sırası ile Boşkur Tigin, Uydaşı Şad olmak zorunludur.  Eğitimci sıradüzeninde en üst seviye “Atabay Yabgu” seviyesidir.   

     SIRADÜZEN ;
    
Alpar     (Ak çapan)  :
    
Yesüken’de başlangıç eğitim dönemidir. Bu dönemde boşkutlar yukarıdaki akçapanı giyerler. Alpar (Akçapan) Ögredik sabakı süresince 2 dönem vardır. 1.ne Tulgar dönemi denir ki, bazı ögrediklerin başında “Tulgar” adı kullanılmıştır. 2.sine ise “Koman” denir ve bazı ögrediklerin başında kullanılır. Alpar Ögredik döneminde boşkutlar, Saf, temiz duygular içinde merak sürelerini yaşarlar. Alpar olan boşkutlar, Neden? Niçin? sorularından ziyade, temiz bir teslimiyetle kendilerine gösterilen irtişleri (kabiliyet, teknik) kararlılıkla, usanmadan yapma çabası içinde olurlar. Kuramsal bilgileri gerek alplık okulu içinde, gerekse sosyal hayatlarında şiar edinirler.

Alpar (Akçapan) dönemi yaklaşık 1 ile 1,5 yıl arası süren bir dönemdir. Bu dönemde temel unsurlar öğretildiğinden devamlılık boşkutun yeteneklerini geliştirmesi açısından çok önemlidir. Derslere istikrarsızlık boşkutun gelişmesini geciktirecek, hatta gerilerde kalmasına neden olacaktır.

  Yaş sınırı : Alpar eğitimi en küçük 12 yaş ve üzeri yaşlarda başlar. 12 yaş altındakiler kılıç sanatına başlayamaz.

     Yılpagut    (Alçin çapan)  :
    
Yılpagut (alçin Çapan) Ögredik sabakında boşkutlar alçin çapan giyerler. Şiddet, enerji, sertlik, dayanıklılık, güç, atılganlık boşkutların bu dönemde hissettiği duygulardır. Fiziksel dayanıklılığın, kuvvetin ve kılıç irtişlerinin boşkuta güven kazandırdığı bir dönemdir.

Boşkut bu dönemde, gerçek gücün ve sahibinin kim olduğunu kuramsal olarak öğrenir. Gücün salt  antrenmanlarla elde edilen olmadığını, gücün manada gizli, örtülü olduğunu, mananın ise kalp ile kavrandığını, kalbin ise Tanrı’ya dönük olduğunu idrak etme çabası içinde olur. Fiziksel gücün ve bu güce inancın, olağan durumlarda ancak gösteri aracı olabileceğini lakin, olağanüstü durumlarda inançsız ve manayı kavramayan kalbin fiziki gücü desteklemediğini ve bundan dolayı acizliği, güçsüzlüğü kuramsal olarak beller.
         
“Güç”, Allah’ın kendisidir ve Allah gücünden ancak dilediğine destek verir. Bu destek de sadece kendisine yakın olan, adil, tevazu sahibi, yüzü dünyaya dönük olmayanlara olacaktır.  Bu tür kişiler de “herkişi” olmayıp, sadece savaşçı olan “erkişi”lerdir.
          Bu dönemde hissedilen “şiddet” nefse karşıdır. “Enerji”, nefse karşı verilen savaşta ruhun, imanın halidir. “Sertlik”, nefse tavizsiz olmaktır. “Dayanıklılık” nefsin tüm oyunlarına karşı koyabilmede kararlılıktır. “Atılganlık” cahillikten kurtulma çabasıdır.

      Alpagut     (Gökçin Çapan) :
   
Bu Ögredik döneminde boşkutlar, durgunluk, sadelik, öze dönüş, dikkat, itina duygularıyla kendilerini gösterirler.
    “Durgunluk”
, kişinin nefsini ve kendisine karşı oynadığı oyunları tanıma noktasında sükunettir. “Öze dönüş”, yaradılış gayesinin farkında olarak amil olmaktır. “Dikkat”, zairi (açık) ve “Batıni” oyunlarına karşı duruştur. “İtina”, kararlılıkta zaafa düşmemektir.

         
    Tigin   (Sarı Çapan)  :
   
Bu eğitim döneminde boşkutların eğitimci olabilmesi için sınavlara girer, kazanırlarsa, “Boşkur Tigin” olur. Alpar, Yılpagut ve Alpagut seviyelerindeki boşkutları yetiştirebilirler. Bu dönemde boşkutlar artık, aydınlık, sabır, ustalık duygularıyla tevazu içinde hareket ederler.
     “Aydınlık”
, Allah yolunda kalbin hür olmasıdır. “Sabır”, savaşçının yolunda yürüyebilmektir. “Ustalık”, Yesüken’de irtişlerin (yeteneklerin) olgunlaşmasıdır.

 Yaş sınırı : Boşkur Tigin olabilmek için Tigin olup, 20 yaşında olmak gerekir. Eğer 20 yaşından küçük ise, eğitimine devam eder. Yaşını doldurana kadar Şad dönemine katılabilir lakin Yabgu dönemine katılamaz. Yaşını doldurduktan sonra Şad ünvanına sahip olmuş olsa bile önce Boşkur sınavına girer kazanırsa “Boşkur Şad” olur. Boşkur Şad olarak en az 2 yıl bekler. Bu arada Yabgu dönemi eğitimine de başlar. Süresini doldurduktan sonra Uydaşı sınavına girer kazanması durumunda “Uydaşı Şad” olur.
           
   Boşkur Tigin olan kişi çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı takar.

   
Şad   (Kara Çapan) :
   
Bu eğitim dönemine Boşkur Tigin olarak geçebilmişse, Uydaşı sınavlarına girer kazanırsa “Uydaşı Şad” olur.  Tigin seviyesine kadar eğitebilir. Eğer Boşkur tigin olamamış sadece Tigin olarak bu eğitim dönemine geçiş yapmışsa Uydaşı sınavlarına giremez.” Boşkur olduktan sonra ancak Uydaşı sınavlarına girer. Eğer Boşkur sınavlarına girer ve kazanırsa “Boşkur Şad” olup “Uydaşı Şad”ın yardımcısı olur. Daha sonra da Uydaşı sınavlarına girmeye hak kazanır, kazanırsa “Uydaşı şad” olur. Eğitimci olmak bir tercihtir. Bazı boşkurlar eğitimci olmak istemeyebilirler. Yabgu eğitim dönemine geçiş yapıp, yabgu döneminin eğitimlerini de görebilirler. Ama Yabgu olamazlar. Yabgu yetenek ve bilgisine sahip olmasına rağmen Şad ünvanında kalırlar.
     Bu dönemde boşkurlar, genişlik, heybet, istikamet duyguları içindedirler. Lakin, bu duygular asla kibir ve gururu beslemez, tersine tevazuda yükselirler. 
    
“Genişlik”, kaderine razı olmak, istikbal ve dünyalık kaygılarından kurtulmaktır. “Heybet”, her şeyi Yaratan’ dan ötürü sevmek, kin ve öfkenin kapısını kapatmak, kibir ve gururun gizlisini de terk etmektir. “İstikamet”, ölüme hazırlıklı olmak ve gereğini yapmaktır.
          
  
Uydaşı Şad olan kişi çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı takar.
    
   
Yabgu   (Kara Çapan omuzlar gökçin) :
   
Yabgu’lar çoksa bir baş yabgu seçilir. Bu baş Yabgu’nun ünvanı “Talay Yabgu”dur. Yabgu döneminde sınavlara girer kazanırsa “Atabay Yabgu” olur. Kazanamadıysa “Uydaşı Yabgu” olarak kalır. “Talay Yabgu” seçimlerine katılamaz. Eğer Yabgu’luğa kadar gelmiş, bu süre içinde Boşkur, Uydaşı sınavlarına katılmadıysa, Yabgu olamaz lakin, Yabgular arasında en sonda daima yerini alır. Sıradüzen aşağıdaki gibidir. Bu dönem boşkurlara, küçülme, daralma, tevazu, kalbi teslimiyet, fakirlik, uyanıklık duygularını yaşatır.
   
“Küçülme”, Allah’ın varlığı karşısındaki durumunu idraktir. “Daralma”, Allah’ın bilgisi karşısında bilgisizliğidir. “Tevazu”, “ben” demeyi terk etmektir. “Kalbî teslimiyet”, “Sensin (Allah)” demektir. “Fakirlik”, kaderine razı olup, gelene şükür etmektir. “Uyanıklık”, karşılaştığı her ne olursa doğru soruyu sorup, doğru yanıtı alabilme erdemidir. Duydukları, gördükleri ne varsa kalbî sorgulamak. Ne söyleyeceğini bilmek.

  Yaş sınırı: “Atabay Yabgu” sınavlarına girebilmek için 30 yaşından gün almış olmak gerekir. “Talay Yabgu” seçimlerine girebilmek için de “Atabay Yabgu” olup, bu derecede 35 yaşından gün almış olmak gerekir.
                
 
 Atabay Yabgu olan kişi çapanının sağ koluna yukarıdaki onganı takar.


      Talay Yabgu (Ak Çapan omuzlar kara) :
     En üst sekmen (seviye, mertebe) dir. Zıtlıkların birliğidir. Ak içinde kara, karanın içinde ak vardır.
    
    
Talay Yabgu, bir eğitim dönemi değildir. Atabay Yabgu’lar arasından seçilen bir büyüktür. Seçimle belirlenir. Seçim gizli oy ile yapılır.
     Talay Yabgu olacak kişilerin özellikleri şunlardır;
 1 – Bildiği ile amil kişidir. cahillerden uzak durur.
 2 – Kötülüğe iyilikle karşılık verir. Rahmet sahibidir.
 3 – Zulüm edeni af eder. Merhamet sahibidir.
 4 – Mahrum edene verir. Cömerttir.
 5 – Kusurlamaz, hatalamaz. Adildir. Yargıç değildir.
 6 – Dünyalıklar peşinde değildir. Kaderine razı olandır.
 7 – İntikam alıcı değildir. Af edicidir.
 8 – Sükut sahibidir. İlim peşinde koşar.
 9 – İstikbal kaygısı yoktur. Emellerden ve hayallerden uzaktır.
 10- Kendi rızası peşine düşmüş değildir. Allah rızası için amil olandır.
 11- Yesüken’de yüksek irtişe (yeteneğe) sahiptir.

  Bu özellikler anlatılmaz. Kalbin hür oluşu zairde de görülebilirdir. Ölümü çokça hatırlayan kişi sözünden değil, amelinden belli olur. Çünkü gereğini yapma çabasındadır.  Bu görülebilirdir.

  Talay Yabgu olmak için aday olunmaz. Atabay Yabgular bir araya gelir ve tercihlerini bir kağıda yazarak seçim kutusuna atarlar. Oy kullanan atabay yabguların üçte ikisinin seçtiği kişi "Talay Yabgu" olur. Kimlerin kim için oy kullandığı sandık açıldıktan sonra belli olur.

  Seçimlerin kontrolü, sandık sorumlusu, Uydaşı Şad’lardan oluşturulacak 5 kişilik komisyon gurubuna aittir.

  Eğer seçim sonrası, Talay Yabgu seçilemez ise, 1 yıl beklenir. 1 yıl sonraki aynı ay ve tespit edilecek tarihte tekrar seçim yapılır. Seçimler öncesi, politikada olduğu gibi, kulis faaliyetleri, seçim ön hazırlıkları gibi çalışmalar yapılmaz. Yapan Atabay Yabgular seçime katılamazlar.

  Seçilen Talay Yabgu, atabay yabgular arasından 2 yardımcı tayin eder. Bu iki yardımcı en çok oy alan 2 kişidir. Bu yardımcılardan biri “Toksug (Doğu) Atabay Yabgu”, bir diğeri ise “Batsug (Batı) Atabay Yabgu” olur. Toksug Atabay Yabgu’ya, Toksug Başad, diğerine ise Batsug Başad denir.

  Seçimden sonra tüm Boşkur Tiginler, Uydaşı Şadlar ve Yabgularla, Atabay yabgular Bıçkas törenine katılırlar. Bıçkas töreninde kurt başlı kılıç Talay Yabgu'ya emanet edilir. Kurt başlı kılıç eski Talay Yabgu tarafından yeni Talay Yabgu'ya verilir. Talay Yabgu ilk kez seçilecek ise, ilk Atabay Yabgu olan kişi tarafından verilir. Eğer ilk Atabat Yabgu olan kişi Talay Yabgu seçilmişse, 2.nci Atabay Yabgu tarafından Talay Yabgu'ya törenle emanet edilir. Kılıç emanet etme töreni şöyle yapılır ; Seçilen Talay Yabgu'nun sağ önüne Atabay Yabgular, sol önüne ise Uydaşı Şad ve Boşkur Tiginler dizilirler. Kılıcı verecek olan Atabay Yabgu bu koridorun içinden geçerek Talay Yabgu'nun önünde sağ diz üzerine çöker ve kılıcı uzatır ve şöyle der ;
   - "Yesüken'in sadık alplarından size emanettir."
  Talay Tabgu kılıcı alırken ;
   - "Kılıç ve özüm de Allah'tan emanettir." Der ve kılıcı beline takar. Kılıcı veren Atabay Yabgu ise 9 geri adım gider.
   Hep beraber kıbleye dönerek BIÇKAS  yaparlar.

    Alpar      (Ak Çapan)
                 Omuzlar Alçin
    Yılpagut  (Alçin Çapan)
                  Omuzlar Gökçin
    Alpagut   (Gökçin Çapan)
                  Omuzlar Sarı


Boşgur Tigin

  Tigin       (Sarı Çapan)
                 Omuzlar Kara


Uydaşı Şad

  Şad         (Kara Çapan)
                  Omuzlar Sarı


Atabay Yabgu

  Yabgu     (Kara Çapan)
                  Omuzlar Gökçin
    Talay Yabgu  (Ak Çapan)
                  Omuzlar Kara

  Tüm bu tasarımlar "Yabgu" Nihat YİĞİT'e aittir.